24 Kasım 2008 Pazartesi

oyun devam eder

kendini kandırdı gene bir çocuk gecenin en olur olmaz saatinde..eşeleyip durduğu yaşanmışlık kalıntılarında,bulamadı yanlızlığına bir denk.derken bir şimşek çaktı.varsın çaksın derim şayet ben olsam şimşekler herzaman çakar.bir çocuk hep ürperir yatağında,bir kadın daha sıkı sarılır kocasına,ve bir çocuk asla sahip olamadıklarını yitirdiğine ağlar.neden sonra hep bu sahnede kırmızıya keser gökyüzü,yeryüzü.öyle bir kırmızıdır ki ,tanrıdan çalınmış ateş kırmızısında, kana çalan kırmızıda..çok soğuk bir gecenin ayazında damarlarımızı yakar gerçeklik.saklandığımızdır oda.bir aynanın karşına geçip yalanlar attığımız sövdüğümüz,tam konuşacakken 'sus' dediğimiz.Damarlarında akan kanı hissettin işte şimdi.Damarlarını yaka yaka akan kan,
ciğerini parçalayan oksijen.İçini deşip atasın gelir gerçekliğe bir maske ve bir maske daha.Güneşi almış karşına oturmuş bir yeşillikte çocuk,kaldırmış elini havaya
tek gözünü kapamış ta güneşe dokunduğunu sanmış.Batana kadar güneş oturmuş çocuk.güneşi okşamış güneşle konuşmuş.Güneş battığında çok kızmış güneşe,güneş te olsa terkediyor adamı der demez,geceye dönmüş ve şöyle demiş;kimseye ihtiyacım yok kimse olmasada ben varım burdayım!Güneş gizlendiği yerden gülmüş ona.Çok zamanlar görmüş bu güneş,öyleki onla varlamış tüm evren kendini.Güneşe küsen ilk çocuk ta değilmiş kızgın maskesi altından.insan özünden çift kişiliktir,çiftliğin ürünür iki ayrı bedende.sırt çeviremezsin gerçeğe.senin hamurundur bu, küsebilirsin bir maske altından
ama sırt çeviremezsin.Biz ne zaman ki arkamıza değil karşımıza aldık güneşi,küstürdük hayata dair ne varsa
en sonunda gizleyecek bir yüzümüz bile kalmadı elimizde maskelerle bakakaldık
.

Hiç yorum yok: